Arkeolog Kubilay

çocuklar için eğlenceli sürükleyici kitaplar hikayeler
çocuklar için eğlenceli sürükleyici kitaplar hikayeler

Arkeolog Kubilay:

Güneş doğalı saatler olmuştu.Sokak satıcıları,dükkanlar çoktan işe başlamıştı. Bunaltıcı haziran havası yine her yeri sıcaktan kavuruyordu. Kubilay hariç evdeki herkes kalkmıştı. İki katlı evin üst katında Kubilay ve ablasının odası vardı.

Arkeolog Kubilay

çocuklar için eğlenceli sürükleyici kitaplar hikayeler
çocuklar için eğlenceli sürükleyici kitaplar hikayeler

   “Anne! tarağımı bulamıyorum”

Esma Hanım elindeki tabakları masaya bırakarak,yukardan bağıran kızına seslendi

   “Banyodaki dolaptadır”

   “Terliklerim”

   “Yatağının altına bak”

Merdivenlerin ucunda saçları darmadağın olan Kubilay belirdi.

   “Bu gürültüde ne böyle”

   “Oo beyefendi size de günaydın,daha saat erken siz biraz daha yatın ben sizi      akşama doğru kaldırırım.”

   “Sana da günaydın anne”

  “Hadi gel otur kahvaltı hazır”

   “Babam nerde “

   “Ekmek almaya gitti gelir şimdi”

Baba Gelir

Kapı açılır ve babası gelir.Ablası da aşağı iner ve hep beraber kahvaltıya otururlar.

   “Anne bugün Mete ile kazı çalışmalarına başlayacağız”

   “Nerde?”

   “Parkın yanındaki terk edilmiş evin arka bahçesinde”

   “Tamam dikkatli olun”

   “Anne ben bir arkeologum,tabi ki dikkatli olacağım”

    “Kubilay daha on dört yaşındasın ne arkeologu”

   “Abla arkeolog olmak için yaş gerekmez,neyse ben kaçtım hadi görüşürüz “

Arkeolog Kubilay bebekliğinden beri kumla oynamayı ve toprağın altından bir şeyler bulmayı çok severdi.Bu yüzden her zaman bir arkeolog olmak isterdi.Gerçek bir arkeolog gibi kazı çalışmaları yapar ve toprağın altından bulduğu önemli şeyleri saklardı şimdilik mahallesindeki küçük yerleri kazsa da ilerde çok değerli şeyler bulacağına inanıyordu.

Arkeolog Kubilay : Mete’nin Gelişi

   “Mete nerdesin yarım saattir seni bekliyorum.”

   “Üzgünüm kahvaltım biraz uzun sürdü.”

Mete,Kubilay’ın küçüklükten beri arkadaşı.Biraz tombul bir çocuk,oda arkeolog olmak istiyor,bu yüzden Kubilay ile birlikte kazı yapıyorlar.

    “Hadi çok geçmeden gidelim geç kaldık.”

    “Kubilay o evden çok ümitliyim çünkü o çok eski bir ev mutlaka bir şeyler buluruz”

    “Aynen,bende öyle düşünüyorum o ev yıllardır boş bu yüzden kazı yapmamıza da kızmayacaklardır.

Arkeolog Kubilay : Kazı Zamanı

Eve varırlar arka bahçede kazacakları yeri belirleyip kazmaya başlarlar.Bu iş akşama kadar sürer.

   Kubilay :  “Mete akşam oluyor hava kararmadan eve dönelim.”

    Mete : “Tamam,bulduklarımızı nereye koydun”

    “Arkandaki poşete koydum,hadi toparlan yarın devam ederiz”

    “Tamam, işlemeli bir kaşık ve eski paralar bulduk bunlar bende kalsın yarın temizleyip getiririm.”

    “Tamam görüşürüz.”

Kubilay ve Mete gittikleri yerde çok bir şey bulamazlar ama akşam olduğu için eve gelirler ve yarın devam etmek üzere anlaşıp eve gelirler.

Eve Dönüş

    “Anne ben geldim.”

    “Hoş geldin Kubilay gel bir misafirimiz var.”

    “Dedee hoş geldin,ne zaman geldin?”

     “Öğlen bir buçuk iki gibi geldim ama sen evde yoktun,annen kazı yapmaya gittiğini söyledi.” 

      “Evet dedecim,sabah kahvaltıdan sonra Mete ile parkın yanındaki terk edilmiş evin arka bahçesine kazı yapmak için gittik ama pek bir şey bulamadık.Nerdeyse bütün mahalleyi kazdık ama değerli hiç bir şey bulamadık,en sonun da bu işten vazgeçeceğim sanırım.”

      “Oğlum sakın pes etme,aramaya devam edersen mutlaka bir şey bulursun.”

     “Ama dedecim sadece bir kazı yapmamız neredeyse bir günümüzü alıyor,hiçbir şey bulamıyoruz ve eve geldiğimizde de çok yorgun oluyoruz.Bizim mahalleden bir şey çıkmıyor,dede sen çok eskiden beri bu mahalledesin hiç buraya yakın bir yerde bir olay oldu mu?

Gizli Mağara

     “Hım evet çok eskilerde benim talebe olduğum zaman aşağı mahallenin bitiminde ormana doğru olan köprünün olduğu oyuğun çevresinde bir mağara bulmuşlardı. Orayı incelemeye gelen görevliler ve arkeologlar mağaraya girdikten sonra oradan bir daha çıkamadılar ama nedenini bilmiyorum sanırım  mağaranın tepesindeki taşlar girişi kapatmıştı bu olay çok eskiydi tam olarak hatırlayamıyorum ama benim sınıf arkadaşım Gülşah bu olayla çok ilgiliydi,oda yaşlandı ama eminim ki benden daha iyi hatırlıyordur.”

     “Kütüphanenin müdürü olan Gülşah Hanım mı?”

     “Evet, ta kendisi”

     “Teşekkür ederim dedecim çok yardım ettin,yarın sabah onunla konuşmaya gideceğim,iyi geceler.”

      “İyi geceler canım.”

Mağarayı Bulabilecekler mi?

Kubilay dedesinin duydukları karşısında çok şaşırmıştı aynı zamanda da biraz korkmuştu oraya gelen arkeologların oradan bir daha çıkamamaları gerçekten korkutucuydu,yarın ilk iş kütüphaneye gidecek ve Gülşah hanımla konuşacaktı. Bu olanları Mete ye anlatmak için çok sabırsızlanıyordu ama yarını beklemeliydi çünkü daha mağaranın yerini bile bilmiyordu. İnşallah başlarına bir şey gelmeden o mağarayı bulur,içine girerler çok değerli şeyler bulup sağ salim o mağaradan çıkarlardı. Kubilay değerli bir şeyler bulursa onları müzeye bağışlamayı düşünüyordu ama önlerin de daha çok macera vardı. Acaba o mağarada neler bulacaklardı!

Sabah oldu ama Kubilay bütün gece çok heyecanlı olduğundan uyuyamamıştı.Bu yüzden de sabah kalkamadı.

METE’NİN GELİŞİ

   Kubilay’ın Annesi : “Oğlum hadi kalk Mete geldi”

Kubilay annesinin bağırmasıyla yataktan fırladı “Geliyorum anne” diye seslendi.

  Kubilay’ın Annesi :  “Metecim Kubilay gelene kadar otur beraber kahvaltı yapalım”

Mete ayakkabılarını çıkartıp içeri girdi “Peki Esma teyze”

Kubilay hazırlanıp hemen aşağı indi “Günaydın Mete”

     “Günaydın Kubilay,bugün yine o eski evin arka bahçesine gidecek miyiz?”

     “Gideceğiz ama benim ondan önce küçük bir işim var kütüphaneye gitmem lazım oradan çıkınca da sana çok önemli şeyler anlatacağım”

KUBİLAY’IN ABLASI

     “Neymiş bu önemli şeyler” Kubilay’ın ablası  çok meraklıydı bu yüzden Kubilay’ın neredeyse bütün sırlarını bilirdi.

     “Edacım sen çocukların işine karışma,seninle ilgili olsaydı söylerlerdi zaten”

 Kubilay ablasını çok sevdiğinden onun incinmesini istemiyordu.Bu yüzden kütüphaneye gidip Gülşah Hanımla konuştuktan sonra Mete’ye ve ablasına dedesinin söylediklerini anlatacaktı.

     “Ablacım kütüphaneye gittikten sonra Mete’ye ve sana her şeyi anlatacağım.Ama ondan önce kütüphaneye gitmem lazım,annecim ellerine sağlık.Mete sende bitirdiysen çıkalım.”

      “Bitirdim çıkabiliriz.”  Mete ve Kubilay evden çıktı ve kazı çalışması yaptıkları evin önüne kadar yürüdüler. “Mete ben kütüphaneye gidiyorum yarım saate dönerim sende istersen hiç kazmaya başlama çünkü sana çok güzel haberlerim var.”

      “Kubilay sabahtan beri haberim var haberim var diyip duruyorsun artık söyle şu haberi!” Mete haberi çok merak etmişti ama Kubilay emin olmadan söylemek istemiyordu sonuçta dedesi yaşlıydı yanlış hatırlıyor olabilirdi. Boşuna Mete’yi heyecanlandırmak istemiyordu. “Tamam Mete söyleyeceğim ama önce haberin doğru olup olmadığını öğrenmem lazım. Hadi ben gidiyorum görüşürüz.”

KÜTÜPHANE

Kubilay kütüphanenin yolunu tuttu,kısa süre içinde kütüphaneye vardı .Şimdi tek yapması gereken Gülşah Hanımı bulmaktı. Kubilay kütüphaneyi inceledi çoğu kişi kitap okuyordu,bu yüzden ortalıkta Gülşah Hanım diye bağıramazdı. İşi zordu koca kütüphanede Gülşah Hanımı arayacaktı. Kitaplığın yanında duran görevlinin yanına gitti acaba sessizce “Acaba Gülşah Hanım burada mı?” Görevli Kubilay’a yanıt verdi                                                          

      “Evet ikinci katta müdür odasında” Kubilay çok rahatlamıştı koca kütüphanede Gülşah Hanımı arayacağını düşünmüştü. Üst kata doğru merdivenleri tırmanmaya başladı üst kata çıktığında ne görsün Gülşah Hanımın kapısının önünde 10-15 kişi sıraya girmiş. Kubilay bu sırayı bekleyemezdi çok geç kalırdı, çünkü herkesin elinde en az beş,altı kitap vardı. Kubilay’ın gözü en öndeki teyzeye ilişti ondan sıra isteyip bu işi çabucak halledecekti. Teyzenin yanına gitti.

ASABİ TEYZE

       ” Teyzecim merhabalar benim Gülşah Hanımla çok acil konuşmam lazım,rica etsem sıranızı bana verebilir misiniz?”

        “Ne münasebet canım burada bir saattir sıra bekliyorum” Kubilay bu işin zor olacağını anlamıştı ama ne olursa olsun vazgeçmeyecekti.

         “Teyzecim gerçekten çok önemli görüyorsunuz elimde kitapta yok hemen iki dakika konuşup çıkacağım.” Kubilay teyzenin yanında olmasına rağmen teyze arkasındaki kişiyle konuşmaya başladı.

          “Bak bak görüyor musun ben bilirim böylelerini yok elimde kitap yok,işim beş dakika sürmez diye sıranın önüne geçmeye çalışırlar.” sonra Kubilay’a dönüp “Pis kaynakçı dedi.” teyzenin arkasındaki kadın “Buyurun benim önüme geçebilirsiniz dedi” Kubilay ne kadar sinirli olsa da teyzeye hiç bir şey söylemeden teyzenin arkasına geçti. Sıra verdiği için kadına çok teşekkür etti. Teyzenin sırası geldi ve içeri  girdi, bir süre sonra teyze çıktı çıkarken Kubilay’a öldürecek gibi baktı ve gitti. Kubilay da arkasından dil çıkardı. Sonra sıra Kubilay’a geldi, Kubilay hızlıca içeri girdi. “Gülşah Hanım sizinle çok önemli bir şey konuşmam lazım. Ben Kubilay,Ahmet Bey’in torunuyum sizin eskiden sınıf arkadaşınızmış  size bir şey sormam gerek”

     “Evet, Ahmet’i hatırlıyorum en iyi arkadaşımdı,sor bakalım”

GÜLŞAH HANIM İLE KONUŞMA

     “Gülşah Hanım çok eskiden siz lisede öğrenciyken ormana doğru olan köprünün bulunduğu yerin yakınlarında bir mağara bulunmuş siz bu mağara ile çok ilgiliymişsiniz bende arkeolog olmak istediğimden bir arkadaşım ile o mağarayı incelemek istiyorum bana biraz bilgi verir misiniz?”

     “Evet o mağarayı hatırlıyorum,eski günlerdi o mağarada çalışma mı yapacaksın?”

Kubilay Gülşah Hanımın o mağarayı hatırlamasına çok sevinmişti hemen oturduğu yerde toplandı ve “Evet Gülşah Hanım fakat mağaranın konumunu öğrenmem lazım beni oraya götürebilir misiniz?

      “Buna evet demeyi çok isterdim ama deden sana mağarayı anlattıysa oraya gelen arkeologların oradan çıkamadığını da söylemiştir. Bu olaydan sonra kurtarma ekipleri bile geldi ama onları bulamadı. İnanamayacaksın ama cesetleri bile bulunamadı belki ölmemişlerdir. Mağaranın tavanı çöktü canlı kurtulmaları bir mucize olurda,onlar bulunamayınca mağara kapatıldı ve giriş yasaklandı. Bu olay çok eskidendi yani şimdi unutulmuştur bile. Ama yinede seni oraya götüremem çok tehlikeli mağara yine çökebilir.”

       “Gülşah Hanım lütfen dedem tehlikeli olduğunu biliyor ama yinede gitmeme izin verdi. Ben zaten mağaranın derinliklerine inmeyeceğim girişinde araştırma yapacağım belki çok değerli şeyler bulurum. Ayrıca tek başıma da gitmeyeceğim birimiz dışarıda beklerken diğeri kazar eğer bir şey olursa da dışarıda kalan yetkililere haber verir,Bakın Gülşah Hanım ben küçüklüğümden beri arkeolog olmak istiyorum elimde böyle bir şans varken bunu kaybedemem lütfen mağaranın yerini gösterin”

       “Tamam beni ikna ettin,yarım saat sonra işim biter kütüphaneye gelirsin.”

Mete Mağarayı Öğreniyor

Kubilay sevinçten havalara uçmak üzereydi korkmuyor da değildi ama bu işi yapacaktı. “Çok teşekkürler Gülşah Hanım yarım saat sonra burada olurum.” Kubilay kütüphaneden hızla çıktı eve gelene kadar Mete’nin tepkisini düşünüp durdu ya çok sevinecekti ya da korkacaktı ve yapmak istemeyecekti en sonun da eski eve vardı mete orada çalışma yapıyordu. Etraf çok sessiz olduğundan Kubilay’ın normalce Mete demesi bile bir bağırma etkisi yarattı. Mete birden olduğu yerde zıpladı

      “Kubilay az daha bağırsaydın bütün mahalle duymamıştır”

      “Mete sana efsane bir haberim var inanamayacaksın” Mete daha fazla dayanamadı “Bak bu haberi yine söylemezsen hiç acımam ağzına şabalağı yapıştırırım.” Kubilay Mete’nin bu sinirli halinin çok komik bulduğundan gülmemek için kendini zor tuttu.”Merak etme Meteciğim anlatıyorum,dün akşam dedem bize geldi ve bir mağaradan bahsetti dedemlerin öğrencilik döneminde bulunan bir mağaradan.” Kubilay dün akşamdan beri başından geçenleri Meteye anlatır. Mete duydukları karşısında çok şaşırır ama bu maceraya atılmayı kabul eder ve Kubilay la birlikte Kubilay’ın evine doğru yol alırlar.

Bu hikayede yazılanlar; kopyalanıp başka sitelerde yayınlanamaz. Telif yasaları gereğince kopyalayıp yayınlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır.

Devamı Gelecek …

Abone OL

Abuzer Tonguç Hikayeleri

admin hakkında 142 makale
Merhaba, Ben Fatih Arkan,bloğuma hoşgeldiniz. Kendimi kısaca tanıtayım. 1972 İstanbul doğumluyum. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. Adım ve soyadım olan fatiharkan.com isimli web sitesinde olabildiğince faydalı ve güncel haberleri yayınlamaya çaba gösteriyorum. İlginize teşekkür ederim.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*