Abuzer Tonguç Hikayeleri – Bölüm 1

Abuzer Tonguç Hikayeleri - Bölüm 1
Abuzer Tonguç Hikayeleri – Bölüm 1

Tonguç Dünya’ya Geldi

Abuzer Tonguç hikayeleri başlangıç: 18 Eylül 1920 tarihinde Trabzon’un Akçaabat ilçesinde Demirci Köyünde Fırtınalı bir hava hüküm sürmekteydi. Köylüler havaya bakıp tedirgin olarak bunun arkası çok şiddetli yağmur demeye başlamışlardı. Hakikaten çok geçmeden sanki gök boşalırcasına yukarıdan biri tazyikli su sıkıyormuş gibi yağmur yağmaya başlamıştı. Demirci Köyü’nün tarihinde bu kadar yağmur damlası bir araya gelip oraya yağmamıştı.

Peki ya o günün özelliği neydi? Neden o gün o kadar çok yağmur yağıyordu! Köy sakinleri, genelde bu şekilde doğa üstü olaylar köy tarihinde yaşanmamış ilkler oldugunda bunu birşeye biryerlere bağlamayı adet edinmişlerdi.

Şiddetli Yağmur – Abuzer Tonguç Hikayeleri

Kendi aralarında bakışarak köyümüzde bugun doğmuş veya ölmüş biri varmı diye sordular ama cevap yoktu. Hiç kimse birsey diyemedi çünkü ne o gün doğmuş ne de o gün yani 18 Eylül de ölmüş birisi vardı. Yağmurun şiddetinden herkes topluca en sağlam binanın korunaklı yerine sığınmışlardı. Yağmurun ne zaman geçeceğini konuşuyorlardı. Aralarında bu yaz yağmurudur az sonra geçer cümlesini kuran çok sayıda kişi vardı. Tam o sırada yağmurun içinden koşarak gelen birini gördüler. Delimiydi neydi bu yağmurun içine hangi cesaretle girmişti merakla baktılar acaba bu koşa koşa üzerlerine gelen hemde bağıran kişi kimdi?

Aaa yağmurda üzerlerine koşarak gelen Adile Teyze’den başkası değildi. Adile teyze hayırdır bu yağmurda neden buraya kadar koştun diye soracaklardı ki onların konuşmasına fırsat vermeyen Adile Teyze koşun çabuk kasabadan ebe getirin doktor getirin Altın Kız doğurmak üzere yardıma muhtaç dedi. Bunun üzerine kasabaya telefon açtılar ve doğum için acil ebe veya doktor gelmesi gerektiğini söylemelerine rağmen sağlık ocağı hava şartlarından dolayı görevli kişi gönderemeyeceğini bildirince iş başa düştü dediler ve köydeki ebe Ayşe ananın kapısını çaldılar.

Ebe Ayşe Hanım’ın Gelişi

Abuzer Tonguç hikayeleri doğum:Artık çok yaşlanmış olan ebe Ayşe Hanım 5 sene önce ebeliği bırakıp evinde inzivaya çekilmişti artık gözleri eskisi gibi iyi göremiyordu. Ancak köyde başka ebe olmadığı için ondan başka çare yoktu. Neyseki Ayşe Hanım görevini başarı ile tamamlayıp Altın Kız’ın doğumunu yaptırdı. Tam o esnada doğum gerçekleştiği anda yağmur dindi hava açtı güneş çıktı ve inanılmaz ama kuşlar şarkı söyler gibi ötmeye şakımaya başladılar.

Tüm köylü şaşkınlık içindeydi dünyaya gelen bebekte birşeyler vardı herkes yeni doğan bebeğe sempati duymaya başlayıvermişti. Bebeğin annesi Altın Hanım çok mutluydu çünkü yıllarca çocuk özlemi çekmişti hiç çocugu olmamıştı ama en sonunda duaları kabul olmuş Yüce Allah ona nurtopu gibi bir erkek çocuk nasip etmişti. Çocuk henüz doğmadan önce annesinin rüyasına giren beyaz sakallı bir dede bebeğin ismini annesine bildirmişti. Onun için 2 isim verilmişti 2 ismi de hazırdı. Candan ailesinin yeni üyesinin adı Abuzer Tonguç Candan olarak kayıtlara geçirildi.

Abuzer Tonguç Doğdu

Abuzer Tonguç hikayeleri doğum sonrası : Altın Hanım bebeğini kucağına aldığı için hayatında yaşamadıgı duyguları yaşıyor çok sevinçliydi ancak bir o kadar da hüzülüydü kendisi. Keşke oğullarını rahmetli babası da görebilseydi ancak 1 ay önce eşi Murtaza Bey kansere yenik düşüp vefat etmişti. Belki babası cenneten oğlunu görüyordur diye kendini teselli etti kadıncağız. Eşinin ölümünden bu yana 30 gün geçmesine rağmen onu kaybetmenin acısı Altın Hanım için hiç dinmemişti. Bundan sonra tüm acılarını gömmeye biricik oğlu Abuzer Tonguç ile teselli olmaya onu mutluluk içinde büyütmeye karar verdi. Bir daha gözünden gözyaşı dökülmeyecekti bunun için kendi kendine yemin etti.

Abuzer Tonguç ilk anne sütünü emmeye başladıktan sonra ağlamayı kesti ve gülmeye başladı işte onun bu gülümsemesi Altın Hanımın acılarını gömmeye her zaman gülmeye karar vermesine yol açmıştı. Tonguç bebek ondan sonra hiç ağlamadı hep gülüyor etrafa gülücükler saçıyordu. Onu gören herkesi çok mutlu ediyordu.

Mutluluk Dağıtan Tonguç

Hatta köy halkı sırf bebeği görüp kısacıkda olsa mutlu olabilmek için sürekli Altın Hanım’ın kapısını aşındırıyorlar bahaneden hediyeler tatlılar yemekler getiriyorlardı. Tonguç bebek dünyaya geldiğinden beri neredeyse 1 yıl geçmişti ve bu geçen 1 yılda köy halkı baştan aşağıya değişmişti sanki. Herkes her zaman gülümsüyor birbirlerine yardım etmede yarış yapıyorlardı. Her ne oluyorsa güzel şeyler hissettiriyordu ve tüm olanların sebebinin Tonguç bebek olduğunu tüm köy halkı biliyordu.

Tonguç 2 Yaşında

Abuzer Tonguç Hikayeleri 2.Yaş: Aradan 1 yıl daha geçti ve Tonguç 2 yaşına geldi diğer çocuklar gibi 1 yaşında yürüyememişti o 1 yaşından 2 yaşına kadar emekliyordu her zaman onu sevenler çok üzülüyorlardı yürüyemediği için acaba hiç yürüyemeyecek mi! diye düşünenler bile vardı. Ancak korktukları gibi olmadı ve Tonguç bebek 2 yaşını karşıladı yani tam 2 yaşında emeklemeyi bırakıp yürümeye hatta koşmaya başladı. Tam da doğum gününde yaşanıyordu bu olanlar köy halkı şaşkınlık içinde var bu çocukta bir efsun biz biliyorduk zaten sanki robot gibi tasarlanmış planlanmış bir şekilde başarılar gerçekleştiriyor diyorlardı aralarında.

Evlerinin ön ve arka bahçesi vardı, rahmetli babası onlara köyün en ucunda 5 dönüm fındık bahçesi ve 1 tane küçük şirin bir ev bırakmıştı. Tonguç ve annesi geçimlerini fındıktan sağlıyorladı. Annesi her sene Ekim ayında arka bahçedeki fındık ağaçlarından topladıkları fındıkları kasabaya götürüyor ve oradaki tüccarlardan en iyi fiyat verene satıyordu. Aldıgı para ile de 12 ay yani tam 1 sene oğlu Tonguç ve kendisinin geçimini sağlıyordu. Neyseki evleri kira değildi ununu çuvalla alıp stokluyor ekmeğini kendisi yapıyordu. Peynirini ve yoğurdunu da inekleri olan bir komşusundan satın aldıgı sütle haftalık olarak yapıyor komşusuna yıllık süt parasını fındıkları sattıgı zaman ödüyordu. Onlar zengin değillerdi tabi ki ancak kimseye muhtaç da değillerdi. Altın hanım fındıktan kazandıgı paralar ile oğlunun ve kendisinin geçimini sağlıyordu çok şükür.

Meyve Ağaçları

Candan ailesinin evlerinin ön bahçesinde bir sürü meyve ağacı vardı zamanında babası ileriyi düşünerek dut,kayısı,incir,zeytin,şeftali,erik gibi meyve ağaçlarını ön bahçeye dikmişti. Tonguç 2 yaşına geldiği zaman bu ağaçlar dallanıp budaklanmış boyları çok uzamış ve bol bol meyveler vermeye başlamışlardı. Tonguç yürümeyi öğrenmeden önce emeklediği zamanlarda annesi onu ağaçların ortasına serdiği bir ürtünün üzerine oturtup ağaca çıkardı. Tonguç oturduğu örtünün üzerinden ağaçtaki annesini izleyip iç geçirir bir gün kendisi de bu ağaçlara tırmanacağı zamanı beklerdi. O zaman geldiğinde ağaçlardan hiç inmeyip hep orada yaşamayı bile düşünüyordu.

Tonguç 3 Yaşında

Abuzer Tonguç Hikayeleri 3.Yaş:Abuzer Tonguç’un 3 yaşına gelmesine 1 gün kalmıştı tüm köylü heyecanlıydı ne de olsa o her doğum gününde bir farklılık gösterip yeni bir başarı sağlıyordu. Acaba bu doğum gününde ne yapacaktı! Annesi Tonguç’un henüz konuşamamasına çok üzülüyor ve komşuları ile ara ara dertleşiyordu. Komşuları Altın Hanım’a üzülmemesini boşuna evham yaptığını (evham=olumsuz düşünce) Tonguç’un sağlıklı bir çocuk oldugunu er ya da geç konuşacağını söylüyorlardı.

Erkek çocukları kız çocuklarına göre geç konuşur 5 yaşında bile konuşan çocuklar var tasalanma Altın Hanım diyorlardı. Annesinin aklına birden bire Tonguç’un her doğum gününde üstün bir başarı gösterdiği geldi. Geçen doğum gününde birden bire yürüdüğü gibi belki de bu doğum gününde de birden bire konuşurdu. Olurmuydu acaba böyle bir mucize gerçekleşirmiydi? Neyse ki 1 gün kalmıştı Tonguç’un doğum gününe ve 1 gün geçti ertesi gün oldu sabah uyanıp oğlunun yanına gitti ama o hala aynıydı. Altın Hanım üzüldü içi burkuldu ama sabırla beklemek zorunda oldugunu da biliyordu Allah’a şükredip hayatına devam etmeye başladı.

Doğum Günü Partisi

Tonguç için ilk defa doğum günü partisi verecekti 3.yaş ve bundan sonraki her yaş bu şekilde parti vermeye karalıydı ve ilk partisi için hazırlıklarına başladı. Kasabadan satın aldığı balonlar ile küçücük evlerinin küçücük salonunu süsledi renkli ve parlak süsler de satın almıştı onlarıda duvarlara yapıştırdı. Ne de olsa biricik oğlunun 3.yaş doğum gününü kutlayacaklardı. Keşke rahmetli eşim de hayatta olsaydı da bu günleri görseydi diye iç geçirdi. Parti güneş tam tepedeyken saat tam 1:00 de yapılacaktı.

Herkes öğle yemeğine gelecekti yemek yendikten sonra pasta kesilecek ve Tonguç mumları üfleyecekti. Öğlen oldu ve misafirler gelmeye başladı Tonguç’u tüm köy sevdiği için neredeyse köyün tamamı ellerinde hediyeler ile partiye geldi annesi zaten bunu beklediği için pek şaşırmadı. Partiye gelenler için Altın Hanım köydeki fırından 2 şer adet lahmacun yaptırmıştı. Doğal köy yoğurdundan da koca bir kazan köpüklü ayran yapıp lahmacun ile birlikte ayranı gelenlere ikram etmeye başladı.

Tonguç’un 2.Mucizesi – Abuzer Tonguç Hikayeleri

Yemek yendi ve sonra pastaneci Hamdi Efendi’nin hediyesi olan doğum günü için özel olarak yaptıgı 5 katlı pastanın kesilme törenine tam başlayacaklardı ki Tonguç birden bire bülbül gibi şakımaya konuşup şarkılar söylemeye başladı. Herkes şaşkınlık içindeydi ama bir o kadar da sanki bunu biliyorlardı. Çünkü Tonguç her doğum gününde bir mucize gösteriyordu. Şimdiden 4 yaşında nasıl bir mucize göstereceğini bile merak etmeye başlamışlardı bile. Tonguç annesi ile saatlerce sohbet edip konuşmaya 1 yaşındayken söylenene herşeyi çok iyi anladıgını ancak sanki ağzında yapışkan varmış gibi konuşamadıgını kelimeleri bildiği halde içinden çıkaramadığını anlattı. Pasta kesilecekken sanki birisi anahtar ile bu kilidi açıverdi ve istediği gibi konuşabildiğini söyledi. Artık hem annesi hem de Tonguç çok mutluydu ana oğul birlikte harika vakit geçiriyorlardı.

Tonguç Ağaca Çıkıyor – Abuzer Tonguç Hikayeleri

Bir gün Tonguç ve annesi ön bahçedeki ağaçlardan meyva toplamak için oraya geldiler. Annesi yine her zamanki gibi ağaçların altına ortaya bir örtü serdi ve Tonguç’a burada oturup beklemesini kendisinin ağaca çıkıp meyvaları elindeki küçük sepete dolduracağını anlattı. Annesi ağaca çıktı teker teker meyvaları toplamaya başladı. Bu arada Tonguç da çok fazla yüksek olmayan incir ağacını gözüne kestirmişti bile annesine seslenmeden yavaşça ayağa kalktı ve incir ağacına doğru ilerlemeye başladı. Belki annesi izin vermez diye ona belli etmemeye kararlıydı.

Ne de olsa ağaçları ilk gördüğü andan beri onların üzerine çıkacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu. Ağaca uzandı bir iki dala basarak kolayca yukarı çıktı bu iş ona çocuk oyuncağı gibi gelmişti. Ağaca çıkmak ne kadar da kolaydı. Bırak ağaca çıkmayı ağaçtan ağaca atlayabileceğini düşünmeye başladı ve bu düşünceye dayanamayıp kayısı ağacına oradan da dut ağacına atladı. Kendini maymun gibi hissediyordu ama maymunda değildi peki nasıl oluyordu da bir maymundan daha çevik bir şekilde ağaçan ağaca adeta uçabiliyordu!

Yeni keşfettiği bu gücünden kimseye hatta annesine bile bahsetmemeye karar verdi ve ağaçtan çabucak inip örtünün üzerine geri döndü. O örtüye döndüğü zaman annesi hala ağaçta meyve topluyor hiçbir şeyin farkında değildi. Annesi oğlunun büyükler gibi seri bir şekilde kesintisiz konuşabilmesine hala inanamıyordu. Oğlu ile gurur duyuyor ancak şımarmasın diye gurur duyduğunu da pek belli etmiyordu. Hava kararmaya başlamıştı birlikte küçücük evlerine girdiler annesi sobayı yakmaya çalışırken oğlu Tonguç da nasıl bu şekilde bir güce sahip olduğunu düşünüyor bir kedi gibi gücünün sınırlarını zorlaması gerektiğini biliyordu. Ancak içinden gelen ses güçlerinden kimseye bahsetmemesi yönündeydi. Güçlerini arttırmak onları tam olarak keşfetmek için sadece geceleri annesi uyurken bahçede çalışmaya atlayıp zıplamaya karar verdi fakat bu çalışmalar bırakın bahçeyi köyün dışındaki ormana sarkmaya başlamıştı.

Kurt Adam Laneti

Geceleri Tonguç annesi uyuduktan sonra dışarı çıkıyor evlerinin yanında bulunan her zaman karanlık ve sisli olan herkesin çok korktuğu,çocukların adını duyunca altına işedikleri ormana giriyordu. O ormana geceleri kimse girmeye cesaret edemezdi. Köylüler ormanla ilgili hikayeler anlatıyordu. Bir zamanlarlar köyün arkasında bulunan ormana Davut ve Mahmut ismindeki kardeşler avlanmak için gitmişler ve bir daha geri dönmemişler. Bunun üzerine polisler jandarmalar ve köy halkından oluşan bir grup ormanda onları aramaya başlamış. Günlerce yapılan aramalar sonucunda hiç birşey bulunamamış ve en sonunda aramaları bırakmalarını sağlayan o korkunç olay olmuş. Polislerden 2 jandarmalardan 1 kişi yani 3 kişilik bir arama ekibi karanlıkta ormanda ilerlerken korkunç bir ses duyup irkilmişler.

Hepsi hemen korunacak bir yere gerileyip etrafa bakıp sesin nereden geldiğini anlamaya çalışmışlar. Birden karşılarına korkunç bir kafası olan hem kurt hemde insana benzeyen vahşi bir yaratık çıkmış. Yaratığı gördükleri anda arkalarına bile bakmadan koşarak ormandan dışarı kendilerini zor atmışlar. O günden sonra bu kurt adam hikayesi dilden dile aktarılarak anlatılmış ve ormanın adı korkunç kurt adam ormanına çıkmış. Tonguçların evi de kötü şansmıdır bilinmez bu ormanın tam dibinde hatta ormanın tam başladığı yerdeymiş. Tonguç gece camdan atlayıp karanlıkta direk ormanın içinde kaybolabiliyormuş.

Tonguç tam 1 sene boyunca yani 3 yaşından 4 yaşına kadar geceleri bu ormanda dolaşmış ağaçtan ağaca uçmuş toprağı kazıp köstebek gibi toprağın altından ilerlemiş. Ağaçların üzerlerine bir sürü ağaç ev yapmış ve bunlardan hiç kimsenin haberi yokmuş. Orman sanki onun gerçek eviymiş ormanı çok seviyormuş. Annesi ormana gittiğini bir duysa kadının korkudan yüreğine iner oracıkta kalp krizi geçirip ölebilirmiş.

4.yaş doğum gününe 1 gün kala Abuzer Tonguç gece ormana girmiş ve karanlıkta ilerlerken bir gölge görüp ağaca çıkmış. Ağaçtan bu gölgeyi izlemek daha kolaymış hemde kendini belli etmeyecekmiş. Gölgeye dikkatlice bakmış bakmış aaaaa birde ne görsün …

Gölge

Gördüğü gölge gerçek bir kurt adammış. Kurt adamı görünce önce irkilen daha sonra plan yapıp kendini belli etmemeye karar veren Tonguç doğum gününden önce başına bela almamak için sessiz kalır ve kurt adamın geçip gitmesini bekler. Tonguç 4 yaşında olmasına rağmen cesaret olarak 40 yaşında bir savaşçının cesaretine, 1000 yaşında bir bilgenin aklına ve zekasına sahiptir. Ancak en büyük sorun boyu kısa ve bedeni güçleri zayıftır. Şu anda bir kurt adam ile dövüşebilecek bir güce sahip olmadıgı için sessiz kalmayı tercih etmiştir.

4.Yaş Doğum Günü

Ertesi gün Tonguç’un doğum günü kutlaması için annesi her zaman olduğu gibi bütün evi süsler ve misafirler için türlü yemekler yapar. Aslında paraları çok azalmış satacak fındıkları da kalmamıştır. Fakat annesi Altın Hanım Tonguç’un üzülmesine dayanamayacağı için ne olursa olsun onun doğum günü partisinin güzel geçmesini son paraları ile yemek alsa bile oğlunun mutlu olmasını istemektedir.

Doğum günü eğlencesi başlar yemekler yenir herkes büyük bir merakla Tonguç’un nasıl bir başarı göstereceğini beklemektedir. Ne de olsa her sene Tonguç her doğum gününde bir başarı bir mucize göstermektedir. Ancak bu sene herkesin beklediği gibi olmaz ve Tonguç bir başarı göstermez. Tonguç’un herkes gibi normal biri olduguna karar veren ahali (halk) akşam üzeri evlerine doğru yola koyulurlar.

Halk Tonguç’tan Umudunu Kesiyor

Tonguç bir başarı göstermediği için hüsrana uğrayan halk bir daha Tonguç’un doğum günlerine katılmamaya karar verir o zaten küçük bir çocuktur derler. Onun doğum gününde bizim ne işimiz var kendi yaşındaki arkadaşları katılsın diye düşünüp bir daha doğum gününe gelmeme kararı alırlar. Aslında bu da tam Tonguç’un istediği bir şeydir. Çünkü o güçlerini tanıdıkça onları gizlemesi gerektiğini de fark etmiştir. “Büyük güçler büyük sorumluluk isterler” işte bu söz Tonguç’un sözüdür. Büyük güç büyük sorumluk ister der ve bundan sonra öğrendiği edindiği tüm güçlerini gizlemeye, annesi dahil kimseye anlatmamaya karar alır.

Tonguç’un Süper Güçleri

Bundan sonra yıllar geçer Tonguç’un doğum günleri sadece küçük çocuklarla birlikte kutlanır köy halkı artık ilgilenmez. O 19 yaşına gelmiş serpilmiş aslan gibi bıçkın bir delikanlı olmuştur. Tonguç’u her gören onun yanında saygı duruşu yapar gibi duraklayıp içinden vay be ne delikanlı ne kadar heybetli ve güçlü gözüküyor demektedir. Bu arada 19 yaşına gelen Tonguç sadece tek bir süper güce sahiptir. Bu gücü de ağaçlarda geçerlidir. ağaçtan ağaca kolayca atlayabilen ağaçların üzerinde maymundan daha çevik hareket edebilen kendini kolayca gizleyip kamufle edebilen bir güçtür bu güç. Tonguç bu gücünü tam olarak öğrenip geliştirmeyi çok istemekte ve merak etmektedir. Büyüdükçe zaman içerisinde yeni yeni süper güçleri olacaktır. Bunu içten içe hissetmektedir.

Bu hikayede yazılanlar; kopyalanıp başka sitelerde yayınlanamaz. Telif yasaları gereğince kopyalayıp yayınlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır.

Bir sonraki bölüm Tonguç’un ilk süper gücü onu ormanların kralı yapabilecek midir?

admin hakkında 142 makale
Merhaba, Ben Fatih Arkan,bloğuma hoşgeldiniz. Kendimi kısaca tanıtayım. 1972 İstanbul doğumluyum. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. Adım ve soyadım olan fatiharkan.com isimli web sitesinde olabildiğince faydalı ve güncel haberleri yayınlamaya çaba gösteriyorum. İlginize teşekkür ederim.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*